|
İçkinin tarihi her ne kadar Asurlar ve biraya dayanıyorsa
da Misırlı'lardan alınan bir efsaneye göre arpayı çimlendirip
malt yapma insanlığa tanrı Oziris'in armağanı. Herhalde tanrı
Oziris Malt formülünü, zayıf çocuklara kuvvet versin diye
Mısırlı'lara vermiş olmalı!..
İsa'dan önce 10 ile 7'inci yüzyıllarda şerbetçiotunun devreye girmesiyle
günümüzün birası ortaya çıktığında Oziris'in ne düşündüğü
meçhul tabii...
Bira üretimi, Asur, Mısır, Yunan, Roma
derken Anadolu Türklerinde de arpanın çimlendirilip şerbetçiotunun
katkısıyla çiftlik ve zanaat işi olarak yapılmış. Anadolu'da kimi
kez gizli gizli tüketilen biraya çeşitli şifreli isimler de takılmış.
Bunlardan biri de Yozgat'ta kullanılan 'Fatma ananın helvası'. Geçmiş
zaman, bu helvayı fazla kaçırıp yalpalayanların hali nice olmuştur
bilinmez.
HER ŞEHRE FABRİKA
Çiftliklerde üretilen biranın fabrikada üretilir hale gelmesi, ilk
bira sanayiinin kurulması tarihi için kaynaklar 1890 sonrasını veriyor.
İsviçreli Bomonti biraderlerin kurduğu Bomonti Bira Fabrikasi ilk
büyük üretim tesisi olarak İstanbul'da kuruluyor. Kurulduktan sonra
belli başli Osmanlı şehirlerinde Bomonti Birahaneleri açılıyor.
Ancak Osmanlı'da bu tarihten önce de bira üretildiği sanılmaktadır.
Örneğin 1862 yılı vergi mevzuatında rastlanan bir maddeye göre Arpa
suyundan yüzde 20 zaiyat bedeli düşüldükten sonra yıllık raiç bedeli
üzerinden yüzde 10-15 kayıt alındığına dair kayıt vardır.
Bugüne değin her konudaki cılız araştırmalar, biracılık tarihimiz
için de geçerli. En basit başvuru kaynağı belli başlı ansiklopedilerimiz
dahi örneğin, Bomonti Bira Fabrikası'nın kuruluşu hakkında bile
kesin bir tarih veremiyorlar.
Yıllar geçip günümüze geldiğimizde biracılığın özel sektöre devri
ile ülkemizde mükemmel bir teknoloji ile bira yapımı sürüyor. Tekel
eski teknolojiyle çalışan İstanbul ve Ankara fabrikalarını kapattı.
Sadece Yozgat'ta üretimini sürdürüyor. Sürdürüyor da acep nerede
satılıyor?
Biranın yeni üreticileri ise sporda ve sanatta, sponsorluk müesseselerini
destekleyerek ülke sporuna ve sanatına katkıda bulundular.
İşte Türk birasının üretim öyküsü böyle...
Şimdi de tüketime bir göz atalım...
OSMANLI'DA BİRA
Osmanlı'da da biranın en keyifli tüketildiği yerler tabiidir ki
birahaneler. Ancak birahanelerin, biranın moda içki olması ya da
gözden düşmesine göre bazen mutena semtlerde, bazen de liman çevresinde
ailelerin gidemeyeceği semtlerde yer aldığı görülüyor. 1888'de,
15'i Beyoğlu'nda, 8'i Galata'da, 8'i muhtelif semtlerde olmak üzere
İstanbul'da 31 birahane var. Bomonti Bira Fabrikasi üretime geçtiği
yillarda (1894) Osmanlı topraklarında sadece dört şehirde birahanelerin
varlığı göze çarpıyor. İstanbul, İzmir, Selanik ve Ankara. İstanbul
33 birahane ile başı çekerken, İzmir'de 5, Selanik'te 4, Ankara'da
ise 3 adet birahane olduğu gözüküyor. Bundan 20 yıl sonra 1914'te
ise İstanbul'daki birahane sayısı 40'a yükseliyor. Anlaşılan bu
dönemde bira lüks birahanelerde tüketilen bir içkidir. Bunda belki
de dünya savaşına kol kola girdiğimiz Almanların, Avusturyalıların
ve Macarlarin da etkisi olmuştur. Çünkü aynı dönemde İstanbul ve
İzmir'de Brasserie Viennoise; Brasserie Budapest, Brasserie Graz
gibi birahane isimleri dikkat çekmektedir. Harpten sonra Galata'da
bilhassa Eski Şarap iskelesi mevkiinde çoğalan birahanelerle Galata'da
birahane sayısı 28'e çıkıyor. Beyoğlu'nda ise birahane sayısı 18'e
iniyor ve Beyoğlu tekrar 'cafe' ve 'pastane'ler cennetine dönüşüyor.
Buna karşın Büyükçekmece'de altı birahane açılarak, göl kenarı biracılar
cenneti oluveriyor. 1921'de ise tüm İstanbul'daki birahane sayısı
52'ye yükseliyor.
Cumhuriyetin ilk yillarında bira bahçelerinde değişiklik yok gibi.
Birahaneler içinde 60'lara kadar Bomonti birahanesi ayrı bir yer
tutuyor. Bomonti biraderler fabrikayı kurarlarken, beraberinde 'Bomonti
Bira Bahçesi'ni de oluşturuyor. Uzun yıllar dillerden düşmeyen bu
bahçeyi, yaşı elli civarında olan bütün İstanbullulular biliyor.
Bira fabrikası, birahane derken malt olayını da unutmayalım. Bira,
belirli bir miktarda içildiğinde en besleyici içkilerden biridir.
Bunun yanısıra bira fabrıkaları dışında hiçbir tür içki fabrikasının
bebeklere yönelik üretim yapma şansı yoktur.
Uzun yıllar 'Şark Malt Hülasasi' adi altında üretilen bu besleyici
'hülasa' Osmanlı'da ve Cumhuriyet döneminde eczanelerin baş köşelerinde
yer almıştır. Malt hülasaları, Gliserofosfatlı ve Gliserofosfatsız
olmak üzere iki tip üretilirlerdi. Yillar boyu zayiflik ve halsizlik
çeken bebek ve çocukların dertlerine derman olmuşlardır. İstanbul
ve Ankara Tekel bira fabrikalarında 1989'a kadar üretilen biranın
üretimi bu tarihten itibaren durdurulmuştur, ne acı!
|
|
|